PEAKY BLINDERS’tan fırlamışa benzeyen, 1969 yılında NEVŞEHİR’de fotoğraflanan adamın hikayesi aslında ne?

Birinci ağızdan dinleyelim...

Yıllardır internet aleminde ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan, bizim de her görüşümüzde ayrı hayran kaldığımız, ayrı detayını fark ettiğimiz efsane bir fotoğraf var.

Bu fotoğraf, 1969 yılında Nevşehir’de bir restoranda çekilmiş. Bugüne kadar bildiğimiz tek detay buydu. En azından benim bu kadardı. Gerçi çoğu kişinin de bundan öte bir bilgisi olduğunu düşünmüyorum.

Ancak son günlerde bu janti abimiz hakkında birçok bilgi ortaya çıktı. Hem BBC Türkçe bu fotoğraf hakkında bir video hazırladı hem de bu abimizin öz yeğeni Twitter’dan bir şeyler paylaştı. Ben de çok sevdiğim bu fotoğrafın hikayesini sizlere aktarmak istedim. Önce fotoğrafı aşağı bırakayım, hiç görmediyseniz görün; biliyorsanız da tekrar incelemiş olursunuz.

Adamın giyimi, sigarası, bakışı; eski şişelerin harikalığı, yeşil duvar, duvardaki Atatürk madalyonu, Turkey tablosu, garsonun bakışı, diğer adamlar… Fotoğraftaki her detay muhteşem görünüyor. Çok spontane bir fotoğraf olduğu aşikar. Zaten bu detayları bir araya getirmek için uğraşsanız ortaya böyle bir fotoğraf çıkaramazsınız muhtemelen.

Gelelim fotoğrafın hikayesine.

BBC Türkçe’nin haberinden aldığım bilgilere göre bu fotoğrafı çeken şahsın ismi Billy Ray. Şu an 83 yaşında olan fotoğrafçı Billy Ray, 1969’da çektiği bu fotoğrafla ilgili şunları anlattı:

“Karşımdaki mükemmel görünen bir adamdı. Onu gördüğüm anda kala kaldım. Tanrıya şükür, Leica kameram boynumdaydı ve fotoğrafı çektim. İyi olacağını biliyordum. Life dergisi için fotoğraf çekiyordum ve o sırada Paris’te bulunuyordum. Fotoğraflı bir Türkiye işi yapma fikri oluştu. O güzel sahiller el değmemiş, henüz yapılaşmamıştı. İlk olarak İstanbul’a gittik, bir araba kiraladık. Sanırım bir taksiydi. Oradan, sahil hattını takip ederek, Efes harabelerine doğru güneye indik. Daha önce bir gezi rehberinde görmüştüm. Kayseri yakınlarında bir yerden bahsediyordu. Ve bu yeri kesinlikle görmelisiniz diyordu. Bu yüzden oraya gittik, buradan iyi bir fotoğraf çıkacağını düşündük. İstediğim fotoğrafı çektiğime emin olduğumda öğle yemeği zamanıydı. Oraya özgü bir lokanta buldum, yemeğimi yedim, keyfim yerindeydi.

Tam kalkmak üzereydim ki adamı gördüm. O tam o anda yemeğini bitirmişti ve sigarasını yakmak üzereydi. Rahat bir şekilde oturmuştu. Kadraj muazzam görünüyordu. Ben de fotoğrafı çektim. Kameram o anda boynumdaydı. Her zaman hazır olmalısınız. Yani tam anlamıyla spontane bir andı. Aramızda hiçbir konuşma geçmedi. Sadece ona o şekilde kalmasını işaret ettim. O şekilde durması için ‘dur’ işareti yaptım. Sanırım profesyonel bir fotoğrafçı olduğumu anladı. Tabii arkadaki garsonun arka planda neden o kadar iyi durduğunu ancak Tanrı bilir. Aynı zamanda yine arkada duran Atatürk madalyonu. O da bu fotoğrafı mükemmel yapan nedenlerden biri. Ama onu oraya ben koymadım, o da oradaydı. Öncelikle bakar bakmaz bu adamın Türkiye’de olduğunu anlıyorsunuz. Burası New York değil, Paris değil. Her şeyi anlatıyor size. Tek yaptığım hareket, kadraj için birkaç santim sağa ya da sola kaymaktı. Fotoğrafçılığın var olmasının sebebi, anı yakalamaktır. Bu kare, tarihteki bir an, bir yerdeki o an. Bunun için fotoğraf çekersiniz. Yaptığım buydu. 1953’ten beri dünyayı dolaşarak bunu yapıyorum. Bu adam Koçak’ın postane müdürüydü. Ve belli ki giyinmeyi ciddiye alan biriydi. Çok güzel giyinmişti. Dahası fotoğrafının çekilmesinden de hoşnut gibiydi çünkü biliyordu ki iyi giyinmişti. Umarım fotoğrafı görmüştür çünkü benim gösterme şansım yoktu.”

Billy Ray, çektiği fotoğraf ile

BBC bu videoyu yayınladıktan bir gün sonra, fotoğraftaki adamın öz yeğeni Ergün Güven, amcasını anlattı. Onun sayesinde kendisi hakkında çok daha fazla bilgi edindik. Şimdi de Ergün Güven’in tweetlerinden aldıklarımı aktaracağım size.

Fotoğraftaki adamın ismi Hasan Güven. Nevşehir’in Kozaklı ilçesi Buruncuk köyünden Hasan Güven’in mesleği postacılık. Bir gün Nevşehir’deki Sahil Lokantası’nda otururken Billy Ray de tesadüfen orada olmuş ve bu efsane fotoğraf ortaya çıkmış. Hasan Güven, aynı zamanda ses ve bağlama icracısıymış. Kendine ait türküleri de varmış ama bir kayıt yokmuş maalesef. İstanbul’a her gidişinde ilk durağı Unkapanı İMÇ ya da Yeşilçam olurmuş. Hasan Güven bu fotoğrafı 17 Nisan 1970 tarihli Life dergisinde tesadüfen görmüş. Fotoğrafın dünya çapında yayıldığından haberi olmamış. Sadece Almanya treninde bir arkadaşı tesadüfen fotoğrafın kapak olduğu dergiyi görmüş ve Hasan Güven’e getirmiş. Bunun gururuyla o dergiyi saklamış. Ama bu denli sevileceğini tahmin etmemiş elbette. Postacılık yaparken sarı bir motorsikleti varmış. Onunla dünyayı dolaşabileceğine inanıyormuş. Sevdası avcılıkmış. Fotoğrafı çeken Bill Ray de onu yabancı bir avcı kafilesine mihmandarlık yaptığı bir dönemde gördüğünde basmış deklanşörüne. Hasan Güven 2013 yılında vefat etmiş.

Allah rahmet eylesin. Renkli, zevk sahibi, iyi giyinen biriymiş. Belki kendisi motorsikletiyle dünyayı gezemedi ancak sıradan bir öğle yemeği esnasında tesadüfen çekilen fotoğrafı dünyayı gezdi. Belki kendisi bunu bilmiyordu ancak onun bir efsane olduğu kesin.

Billy Ray, fotoğrafçılığın anı yakalamak olduğu sık sık vurgulamış. Ben de bu konu hakkında Ara Güler‘in sarf ettiği şu güzel söz ile bu yazıyı noktalamak istiyorum:

“En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı.”

Kategori
DOSYAKÜLTÜR-SANAT
Emirhan Ayyıldız

Spor aşığı, internet ve dijital medya meraklısı, popüler kültür sever. Ha, bir de şu an içinde bulunduğunuz sitenin kurucusu.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER