Valla çok özlemişiz! MISSION: IMPOSSIBLE – FALLOUT SPOILERSIZ İNCELEME

Dın dın dın dın, dın dın dın dın dın dın, dınının dınının dının...

Kimi izleyicinin çok sevdiği, kimi izleyicinin de tiksindiği bir seri olan Mission Impossible’ın altıncı filmi 27 Temmuz itibari ile izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor. Biz filmi basın gösteriminde izledik ve sizin için spoilersız şekilde inceleyeceğim. Her ne kadar fragmanlarla o ön yargı yıkılsa da, hala filme karşı biraz tereddütle yaklaşma var. Bu “tereddüt” yerinde bir endişe mi? Bana inanın, kesinlikle değil. Uzun süredir şöyle güzel, yüksek tempolu bir aksiyon filmi bekliyorduk; ve evet sonunda kavuştuk. 3 yıl aranın ardından, tekrar elle tutulur bir aksiyon filmimiz oldu. Çok da güzel oldu. Yani şöyle belirteyim: İyi bir filmde gereken her şeyi böyle dozunda veren filmleri çok özlemişim. Ve geçtiğimiz son 4 senede bu tempoyu en iyi sağlayan filmler hep Mission Impossible serisinden çıktı. Ama ne yazıktır ki piyasanın şu an izlediği politikada böyle filmlere pek önem verilmiyor.

İşte sektörün aksiyon-gişe filmlerinin azınlıkta olduğu bu döneme “Mission: Impossible – Fallout” bu tarz film arayan izleyicilere can suyu gibi gelecek. Gerek bol aksiyonuyla, gerek başarılı oyunculuklarıyla, gerek kendini bozmayan olay örgüsüyle film; eğlenmek isteyen izleyiciye gönderilen bir lütuf. Neyse, kendimi filmi övmeye çok kaptırmışım, daha da uzatmadan filmin konusuna giriş yapalım. Ancak filmin konusuna geçmeden önce sizlere bir şey danışmak istiyorum. Bu içeriğimizi daha önce çok kullanmadığımız bir sistem olan “Artı-Eksi” tablosuyla bitirmek istedim. Eğer beğendiyseniz ve bu sistemi daha çok kullanmamızı isterseniz lütfen belirtin.

Mission: Impossible – Fallout -veya bu içeriğimizde kullandığımız kısaltması “MIF” yılların yaşlanmayan ajanı Ethan’ın vermek zorunda olduğu zor bir seçimin doğan sonuçlarının dünyayı yok olma tehlikesine getirmesinden sonra, bu küresel tehdidi engellemek için IMF’ten Ethan Hunt ve CIA’den Ajan Walker birbirine, tabiri caizse bakıcılık yaparken dünyanın en tehlikeli adamların biri olan John Lark’ın bulundurduğu kitle imha silahlarını geri alma operasyonunun ilerleyişi ve daha karanlık gizemleri gün yüzüne çıkarması sonucu artan bela. Bazı izleyicilerin sitem ettiği bir olay var, o da yıllardır değişmeyen senaryo bu filmde de değişmemiş. Aslında evet, bir bakıma haklılar bu senaryo hemen hemen eski filmlerin karışımı ama bence buradaki önemli nokta bu değil. Asıl olay işleyişte ve MIF bu senaryoyu çok güzel işliyor. O yüzden eğer filme gitmekle ilgili herhangi endişeniz varsa size önerimdir; o endişeyi hemen yıkın. Gidip kesinlikle izleyin ve bu harika filmin keyfini çıkarın.

 

Artılar

  • Oyunculukların gerçekten iyi olması.
  • Aksiyon sahneleri oldukça tatmin edici olması.
  • Sonunda serinin eski filmlerinin unutulmadığının gösterilmesi.
  • Serinin efsane müziği.
  • Kahkaha tufanı olmasa da arada yapılan güzel espriler.

 

Eksiler

  • Plot twist’lerin tahmin edilebilir olması.
  • Çok az kişinin takacağı bir detay ama olsun benim kafama takıldı: Bir sonraki film için çizilecek yolun, ucunun açık bırakılması.

 

BONUS: Justice League’deki Superman’in bıyığını silmek için harcanan milyon dolarlar sonucu çıkan rezalet efektin sebebi bu film. Henry Cavill, normalde Justice League’in çekimlerinden sonra bu filmin çekimlerine başlamıştı ancak JL için ek çekimler yapılacağı belirlenince Henry Cavill da o sıra Mission Impossible Fallout’ta oynadığından bıyıklarını kesememişti.

Kategori
FİLM
Arda Keskin

Kısaca dizi ve film hastası. Strateji oyunlarının aşığı ve biraz da orta çağ takıntısı olan bir yazar.
Henüz yorum yok

Yorum Bırak

*

*

Twitter çok güzel, gelsene!

BENZER