THE SHINING Hikayesi Devam Ediyor: DOCTOR SLEEP İncelemesi!

Sırasıyla spoilersız ve spoilerlı olarak konuşacağım…

Doctor Sleep filmi 1980 yapımı olan Stanley Kubrick başyapıtı “The Shining”in devam filmi niteliği taşıyor. Mike Flanagan’ın yazıp yönettiği bu Stephen King uyarlamasını heyecanla bekliyordum. Bu yazıda kitaplardan bağımsız olarak Doctor Sleep’i ve bu filmin The Shining ile olan bağlantısı hakkındaki görüşlerimi aktarıyor olacağım.

Uyarı ibaresine kadar spoilersız olacak bu yazıyı filmi izlemeden de gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Haftanın Film Önerileri #7 yazımda da bahsettiğim üzere bu filmin taşıdığı hassas bir yük var omuzlarında. Hem ilk filmin hem de kitapların hayranlarını mutlu etmesi gerekiyordu.

Bence bu çetrefilli süreci Flanagan çok yerinde bir şekilde aşmış. Çünkü bu sorumlulukların yanında kendi ayakları üzerinde durabilen bir film yapmak da zorundaydı ve bunu başardığını düşünüyorum. Ayrıca yer yer “Bu bir devam filmi mi yoksa bir spin-off mu?” diye sorgulatıyor olsa da özellikle son yarım saatinde hikayesini toparlayarak bir devam filmi olduğunu bizlere gösteriyor.

Yapımın fragmanlarında ve posterlerinde belirtildiği üzere ilk filmde çocukluğunu gördüğümüz Danny karakteri bu hikayede bir yetişkin olduktan sonra Overlook Oteline geri dönüp geçmişiyle yüzleşiyor. Aslına bakarsak bu, hem filmi The Shining’e bağlamak hem de hayranları mutlu edebilmek açısından Doctor Sleep’in elinde olan en büyük koz ve bunu kullanana kadar çoktan 1980’de yaşanan olaylardan bağımsız bir hikaye kuruyor ve yeni karakterlerini bize tanıtıyor. Ancak yine de Doctor Sleep’i ilk filmden ayrı düşünemeyiz, aksi takdirde The Shining’i izlememiş biri direkt bu filmi izlediğinde pek de zevk alamayacaktır.

Filmin genel havasının The Shining’in “kasvetli” ve “metaforik” modundan uzak olduğunu, daha çok günümüz popüler sinemasının etkisinde bir görselliğe ve hikaye anlatımına sahip olduğunu söylemeliyim. Zaten herkes de böyle olmasını bekliyordu. Ancak baktığımızda filmde öyle noktalar var ki The Shining’in açıklamamayı tercih ettiği veya seyirciye bıraktığı bazı şeyler basitçe açıklanıyor ve tek boyuta indirgeniyor. Bu bir açıdan Stanley Kubrick’in ilk filmde kullandığı çokça tartışmaya yol açmış anlatım dilini hiçe sayıyor. Böylelikle onlarca The Shining teorisi de çöpe gitmiş oluyor. Bir başka açıdansa bu bahsettiklerimin açıklanması seyircinin kafasında bazı şeylerin somutlaşmasına ve bir mantığa oturtulmasına yardımcı olduğu için olumlu görülebilir.

Yazının buradan sonraki kısmı spoiler içermektedir.

The Shining’e yapılan saygı duruşları… Filmin henüz başında ikonik halı deseninin ekrana yansıması, filmin isminin açık mavi yazılması, nostaljik Warner Bros. logosu, birçok ikonik sahnenin yeniden yaratılması, sahne geçişlerindeki fade in-fade out kullanımı, kreditler akarken “Midnight, The Stars and You” çalması ve daha birçok detay. Mike Flanagan’ın Kubrick’e büyük bir hayranlığı olduğu ve onun mirasına dokunuş yapmak istediği apaçık ortada. Aynı zamanda yukarıda da belirttiğim gibi biz fanları memnun edecek çok güzel sahneler barındırıyor Doctor Sleep filmi. Peki neden Kubrick’in anlatımını hiçe saydığını öne sürdüm? Gelin açıklayayım.

Stanley Kubrick’in korku tanımında hayali ya da gerçek unsurların anlatılmış olabileceği ihtimali korunurken seyircinin kendi seçeceği tarafla korku duygusunu yaşaması temel alınır. The Shining’in son perdesinde Jack Torrance’ın yazdığı kitabın sonu mu gösteriliyor? Yoksa sadece basit bir perili ev yaklaşımı mı izliyoruz? Filmin son karesinde de kafa karıştırıcı bir fotoğrafın yer almasıyla kesin bir cevabın asla bulunamayacak olması fikri aslen bu filmi bir klasik haline getiren başlıca unsurdur. Tabii ki Doctor Sleep filminden bunu koruyarak yeni bir hikaye ortaya çıkarması beklenemezdi ancak her şeyin mistik bir macera olarak tanımlanması hikayeyi katmansızlaştırıyor, özellikle bu iki filme bir seri olarak bakıldığında. Filmde işlenen parıldama yeteneğinin daha somut ve evrensel hale gelmesi bunun en göze çarpan örneklerinden.

Böyle sivri sivri konuşurken Mike Flanagan’ı suçlu göstermek de hiç doğru olmaz. Kendi ayakları üzerinde durması beklenen bu filmi yaparken kendine bir yol çizmek zorunda tabii ki. Aksiyon dozu çokça yüksek olan bir film sunmuş bizlere. Karakterlerin zihinlerinin içi ve birbirleriyle savaşmaları görsel olarak muazzam biçimde tasvir edilmiş. Parıldama gücünün buhar formunda gösterilmesi ise yine çok beğendiğim bir unsur oldu ancak ilk filmdeki Hallorann’ın ölüm sahnesinde bu buharın olmadığını düşününce seride bir devamlılık problemi ortaya çıkartıyor. Ancak bu küçük detaya rağmen Doctor Sleep filminin akışını çok iyi biçimde hızlandırdığı için buhar tasviri kabul edilebilir bir durum.

Değinmek istediğim bir diğer nokta ise The Shining’de yer alan sahnelerin yeniden yaratılışları ve ilk filmdeki karakterlerin tekrar ortaya çıkış şekilleri. Torrance ailesinin tamamı filmde görünüyor. Bazı sahnelerde The Shining’dekilerin birebir tekrarıyla, bazı sahnelerde ise hikayeyi devam ettirmek üzere farklı şekillerde. Bu sahneler için yeni oyuncularla yeniden çekim yapılmış. Bence bu doğru olan seçim. Ancak gönülden sormak istiyorum, yahu Jack Nicholson’a daha çok benzeyen birini bulamadınız mı be arkadaş? Diğer karakterleri oynayan aktörler gayet iyi görünse de görsel efekt ile yüzlerini benzetmek de iyi bir tercih olabilirdi. Öte yandan Hallorann karakterinin hikayeye dahil oluş şeklinin ve bu konseptin filmin sonunda jenerasyon değiştirmesinin çok tatmin edici olduğunu da söylemeliyim.

Bir sonuca bağlayacak olursam, eğer bir The Shining fanıysanız bu filmi kesinlikle kaçırmamalısınız. Yukarıda yazdığım her şeyin ardından ben filmi çok beğendim. Oyuncu kadrosunun da çok iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Ancak sakın ha “Hadi kanka gel bir korku filmi izleyelim, az tırsarız.” düşüncesiyle salonlara yönelmeyin. Çünkü Doctor Sleep’in öncelikle amacı seyircisini korkutmak değil, istediği hikayeyi anlatmak.

 

Geyikdolu Puanı

8.3/10

Kategori
FİLM
Kerem Uluçay

Sinefil, amatör yönetmen, koleksiyoner. Eski müzisyen ve basketbolcu. Şu sıralar mühendislik öğrencisi. Çizgi roman ve tiyatro diğer ilgi alanları.
Henüz yorum yok

Yorum Bırak

*

*

Twitter çok güzel, gelsene!

BENZER