SHIA LABEOUF’tan Çocukluğuna Bir Mektup: HONEY BOY İncelemesi!

Aşağıda herhangi bir spoiler yer almıyor...

Transformers, Fury gibi filmlerden hatırlayabileceğiniz Shia LaBeouf, kendi hayatından kesitlerin anlatıldığı Honey Boy filmiyle karşımızda. Kendisi, 2019’un en iyi filmlerinden The Peanut Butter Falcon ile gönlümüzde taht kurmuştu. Ünlü aktör Honey Boy’da hem senaryoyu kaleme aldı hem de filmde kendi babasını canlandırdı. Bu film hem Labeouf’un ilk senaryo yazma deneyimi hem de yönetmen Alma Har’el’in ilk kurmaca uzun metraj deneyimi. Bunu göz önüne aldığımızda film oldukça başarılı. Gelin biraz göz atalım.

Honey Boy, Shia LaBeouf’un gerçek hikayesine odaklansa da tam bir biyografi değil. Karakterlerin isimleri ve filmde kullanılan tarihler yeniden kurgulanmış. Ana karakterimiz Otis, henüz 12 yaşında bir aktördür ve babası James ile birlikte yaşamaktadır. Babası eski bir alkolik, görebileceğiniz en dengesiz insan tiplerinden birisi. Geçmişi de pek parlak değil. Tam da bu yüzden küçük Otis’in anne ve babası ayrı. Bu gerçeklikte yaşayan Otis, babasıyla sıkıntılı bir ilişkiye sahip. Film bir taraftan bu durumları işlerken öbür taraftan Otis’in 22 yaşına geldiğinde ne hale düştüğünü aktarıyor.

Filmi basitçe Shia Labeouf’un çocukluk yaşantısına yazdığı bir mektup olarak tanımlayabiliriz. 22 yaşındaki Otis’in anıları üzerinden ilerleyen film, hem karakterin geçirdiği travmaları çok güzel anlatıyor hem de seyircisini bu travmalara sebep olan sıkıntılı geçmişe doğru bir yolculuğa çıkartıyor. Bir çocuk oyuncunun evine ekmek getirişini, manyak bir babayla verdiği imtihanı ve evebeynleri arasında nasıl sıkıştığını resmediyor.

Honey Boy çok yükseklerden uçan bir film değil. Oldukça kişisel, sade ve kendi halinde. Filmin en büyük becerileri akıllıca yapılmış kurgusu ve seyirciye empati yaptırma becerisi. Film ne zaman 12 ne zaman 22 yaş döneminden bahsedeceğini çok iyi biliyor. Güçlü hikayesini belki de en akıcı anlatacak şekilde kurgulanmış. Ayrıca süre sadece 94 dakika. Bu kısa sürede ele aldığı tüm karakterleri seyirciye başarıyla servis ediyor ve o karakterlerin hislerini derinlemesine anlamanızı sağlıyor. Gülümseten bir finali olduğunu ve temiz bir yönetmenlik barındırdığını da söylemeliyim.

Oyunculuklardan bahsedecek olursak; Shia LaBeouf’un kariyerin en iyisi olmaya aday bir performansı var. 12 yaş Otis’i canlandıran Noah Jupe ve 22 yaş Otis’i canlandıran Lucas Hedges de çok başarılılar. Her ikisinin gözlerinde de Shia LaBeouf’u görebiliyorsunuz. Projenin LaBeouf için ne kadar özel olduğu apaçık ortada, her oyuncunun elde edebileceği bir şans değil bu.

Türkçe adıyla “Şeker Çocuk” 7 Şubat Cuma günü ülkemizde vizyonda. Bu hafta çıkacak Peri, Dark Waters, Birds of Prey gibi yapımların arasında kaynamaması ve ilgi görmesi dileğiyle. Sade ve duygu dolu bir film izlemek isteyenlere önerilir.

Bu tatlı karşılaştırma görseliyle yazıyı sonlandırıyorum:

Kategori
FİLMİNCELEME
Kerem Uluçay

Sinefil, amatör yönetmen, koleksiyoner. Eski müzisyen ve basketbolcu. Şu sıralar mühendislik öğrencisi. Çizgi roman ve tiyatro diğer ilgi alanları.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER