Kendini Kandıranların Zebralarla İmtihanı: KÜÇÜK ŞEYLER İNCELEMESİ (2019)

Kıvanç Sezer’in Küçük Şeyler filmini inceledik, buyurun...

Küçük Şeyler, Kıvanç Sezer’in yazıp yönettiği komedi/dram türündeki yerli film. Yapımcıları arasında Sarmaşık, Kelebekler, Gişe Memuru gibi filmleriyle öne çıkan ünlü yönetmen Tolga Karaçelik’in bulunması dikkat çekiyor. Başrolleri Alihan Yücesoy ve ilk uzun metraj performansını ortaya koyan Başak Özcan paylaşırken kadroda Müfit Karacan ve Bülent Emrah Parlak gibi bilindik isimler de bulunuyor. 29 Kasım Cuma yani bugün vizyona giren Küçük Şeyler’i basın gösteriminde izleme fırsatı buldum ve sürpriz bozacak detaylar vermeden görüşlerimi paylaşacağım.

Küçük Şeyler, yönetmenin ikinci uzun metrajı. Aynı zamanda şehir merkezinden uzağa inşa edilen bir site hakkında yapmakta olduğu üçlemenin de ikinci filmi.“Babamın Kanatları” ile bu sitenin inşaatında çalışan bir karakterin ve Küçük Şeyler ile bu siteden ev satın alan orta halli bir çiftin hikayesi anlatılıyor.

Önümüzdeki yıllarda çıkması beklenen üçüncü filmle ise bu siteyi yapan müteahhitin hikayesine odaklanılacak. Küçük Şeyler de film de tıpkı Babamın Kanatları gibi ilk kez Karlovy Vary’de gösterildi ve Adana, Antalya gibi festivallerden önemli ödüllerle döndü.

Ana karakterimiz Onur bir şirkette orta düzey yöneticilik yaparken işten atılır. Bu durumun yol açtığı sürece karşı takındığı vurdumduymaz tavır ve kendini sürekli kandırıyor olma durumu eşi Bahar’ın realistik ve planlı duruşuyla çatışıyor. İlişkilerinin zedelendiği bu süreçlerde de film, yer yer absürtleşen yer yer duygusallaşan bir yapı sunuyor bizlere. Hatta kendine has aurası ile Charles Chaplin’in “Hayat yakından bakıldığında trajedi, uzaktan bakıldığında komedidir.” sözünü çok başarılı bir şekilde işlediğini söyleyebilirim. Kıvanç Sezer de bir röportajında buna değinmişti.

Bu durumların yanı sıra filmin değinmek istediği başka noktalar da var. Onur’un iş arkadaşları ve iş arama süreci üzerinden “beyaz yakalı” olarak tabir edilen plaza insanının saçma sapan yönleri ve şirketlerin içinde dönen aptal entrikalar eleştiriliyor. Ancak bu yergiler uzun uzun yapılmıyor, film üzerine düştüğü kadarından bahsedip kendi yoluna devam ediyor. Ayrıca üçlemenin temel aldığı bağlam olan rezidanslar hakkında da güzel analizler mevcut.

Bir de filmde ve fragmanlarında da göze çarpan zebra olayı var. Bahsettiğim absürt ton ve Onur karakterinin vurdumduymazlığı zebra metaforu ile güzel harmanlanmış. İşten atılmayı hayatındaki önemli bir yol ayrımı ve değerli bir fırsat olarak gören Onur’u zebra maskesi takmış biri ile otururken görüyoruz. Zebraların sembolizminde bir insan bir zebra ile bir araya geldiğinde hayatında önemli değişiklikler olacağını hisseder ve etrafının farkında olma ihtiyacını farkedermiş. Böylelikle bu zebra detayı hem filmin atmosferine katkı sağlıyor hem de altı dolu bir mizah anlayışı sunmuş oluyor.

Toparlayacak olursam, içi boş komedi filmlerinden sıkıldıysanız, karakter dahi yaratma zahmetine katlanmayan filmlerin saçma espriler yapma çabalarına artık gülmüyorsanız bu film tam size göre. Hayatın içinden çıkartılan gerçekliklerle de komedi yapılabilir ve Küçük Şeyler’in bunu gayet iyi başarıyor. İyi bir Türk filmi izlemek için bu hafta sinemaya gitmenizi tavsiye ederim.

 

Geyikdolu Puanı

7.9/10

Kategori
FİLM
Kerem Uluçay

Sinefil, amatör yönetmen, koleksiyoner. Eski müzisyen ve basketbolcu. Şu sıralar mühendislik öğrenicisi. Çizgi roman ve tiyatro diğer ilgi alanları.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER