HAFTANIN FİLM ÖNERİLERİ #8: Bu hafta bir Netflix’ten, bir vizyondan, bir de vizyon dışı film önerdik!

"Bu hafta ne izlesem?" diyenlere amme hizmeti...

Bu yazıda tıpkı geçen hafta olduğu gibi hafta sonunuzu güzel değerlendirebilmeniz için sizlere üç tane film önereceğim.

Bir adet Netflix’ten, bir adet vizyondan ve bir adet vizyon dışı. Lafı uzatmadan başlayalım.

 

The Irishman

• IMDb: 8.6
• Metascore: 94
• Rotten Tomatoes: %96

Üstad Martin Scorsese’nin en yeni filmi. Başrollerinde Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci gibi üç büyük ustanın olduğu, toplam 433 kişinin rol aldığı, 3 saat 29 dakikalık bir başyapıt var karşımızda. Charles Brandt’in “I Heard You Paint Houses” adlı kitabından uyarlanan ve senaryosunu Steven Zaillian’ın yazdığı The Irishman, gerçekten yaşanmış olayları anlatıyor. De Niro’nun canladırdığı Frank “The Irishman” Sheeran, kendisi ünlü şarkıcı Ed Sheeran ile de uzaktan akrabaymış, kamyon şoförlüğü yaptığı bir dönemde suç dünyasına adım atar. II. Dünya Savaşı sırasında İtalya’da savaşmış olan Sheeran, çeşitli kişiler için kirli işler yapmaya başlar. Bu dönemde de Pesci’nin canlandırdığı Russell Bufalino aracılığıyla Pacino’nun canladırdığı Jimmy Hoffa ile tanışır. Hoffa, Birleşik Devletler’de uzun bir süre başkanlığını yaptığı kamyoncular sendikasıyla ve suç dünyasındaki itibarıyla ünlüdür. Tarihler Temmuz 1975’i gösterdiğinde ise Hoffa kimsenin sebebini bilmediği bir şekilde ortadan kaybolur. Film ise bu durumlar etrafında gelişen birçok olayı bizlere üç ayrı zaman çizgisi içerisinde anlatıyor.

Herkesin merak ettiği tarihin bu gizemli parçasına sinematik bir perspektiften ışık tutan The Irishman, bir Netflix orijinal yapımı. Bu yüzden ülkemizde vizyona girmiyor. Geçtiğimiz çarşamba günü platformda seyirci karşısına çıktı. Çok uzun bir süresi olmasına rağmen inanılmaz akıcı bir kurguya sahip. İnanılmaz oyunculuklarını muhteşem bir sinematografi ve harika bir sanat yönetimi takip ediyor. Anlatılacak çok fazla hikayesi olan bu karakterlerin hakkında öğrenmemiz gereken her şeyi senaryo önümüze neredeyse kusursuz bir şekilde sunuyor. Film geriyor, güldürüyor, ürpertiyor, üzüyor… Çok nitelikli, taş gibi bir film. Kuşkusuz bir başyapıt. Ne kadar övsem az. Aksine hakkında kötü ne söyleyebilirim diye düşündüm, pek bir şey bulamadım. Ancak şöyle bir durum var ki, bu filmi en iyi ihtimalle televizyonda izleyebiliyor olmamız, ev ortamının rahat olması, yapımın uzun süresinin uzunluğu filmin sürekli bölünmesine sebebiyet verebilir. Bu yüzden bu The Irishman için zor bir film diyebiliriz. İyi konsantre olmalı, telefonları kapatmalı ve olabildiğince ekranın başından ayrılmamalısınız. Ah, bu filmi sinemada deneyimlemek için neler vermezdim.

Geyikdolu Puanı: 9.3/10

 

Monos

• IMDb: 7.5
• Metascore: 78
• Rotten Tomatoes: %93

Alejandro Landes’in yazıp yönettiği üçüncü uzun metraj olan Monos, bu hafta sonu sinemada izleyebileceğiniz en iyi film olabilir. 1 saat 42 dakikalık bir dram/gerilim. Çokça övülen görselliği ile tüm dünyada birçok festivalden önemli ödüller kazandı. Ülkemizde Filmekimi’nde de gösterilmişti ancak ben maalesef kaçırmıştım. Monos, kısaca bir grup çocuğun Latin Amerika dağlarında askeri eğitim almaya başlamasının ardından başlarına gelen sıkıntıları ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor. Kolombiya’nın Oscar adayı olduğunu da hatırlatalım.

 

Uzak

• IMDb: 7.6
• Metascore: 84
• Rotten Tomatoes: %89

Şimdi lütfen “Ulan bir Nuri Bilge Ceylan filminin senin önerine ihtiyacı mı var?”, “Fight Club önersen daha iyiydi!” gibi şeyler söylemeyiniz içinizden. Bu muhteşem yapımı bu hafta önermemin özel bir sebebi var. Amatör bir aktör olan Mehmet Emin Toprak, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın kuzeni ve aynı zamanda kendisinin ilk üç filmi olan Kasaba, Mayıs Sıkıntısı ve Uzak’ın başrol oyuncusudur. Bu üç film “Taşra Üçlemesi” olarak da geçer ancak ilk iki filmin hikayelerinin birbirine direkt bağlanmasına karşın son film Uzak biraz daha ayrı bir yerdedir. Tek bir film şeklinde de izlenebilir. Bu öneriyi özelleştiren husus ise filmin Cannes Film Festivali’nde ana yarışmaya kabul edildiği öğrenildikten çok kısa bir süre sonra Mehmet Emin Toprak’ın bir araba kazasında vefat etmiş olması. Önümüzdeki pazartesi yani 2 Aralık 2019 günü kendisinin 17. ölüm yıl dönümü olacak. Vefatından sonra Toprak, rol arkadaşı Muzaffer Özdemir ile birlikte Cannes’da En İyi Aktör ödülünü kazandı. Bu belki de Türk bir aktörün sinema tarihinde kazandığı en önemli ödül. Ayrıca Uzak filmi de aynı festivalden Jüri Büyük Ödülü ve Fransa Kültür Ödülü ile dönmüştür.

Çok becerikli bir yönetmen olan Nuri Bilge’nin bir o kadar yetenekli filmi Uzak, bir taşra bölgesinde yaşayan genç Yusuf’un İstanbul’a gidip iş arama sürecini konu alıyor. Yusuf’un niyeti orada temelli kalmak olsa da iş bulana kadar geçici bir süreyle akrabası Mahmut’un evinde kalacaktır. Bu dönemde yaşananlardansa her ikisi de yeni şeyler öğrenecektir. Taşra insanı ile metropol insanı arasındaki farklar, büyük şehirlerin insanları yabancılaştırışı, insani duyguların saflığı ve düşüncesizce yapılan davranışların gaddarlığı bu filmde muhteşem bir şekilde anlatılıyor kanımca. Filmde kullanılan semboller ve takınılan minimalist tavır filme kendine has bir hava katıyor. Ayrıca filmin hem yönetmeni hem yazarı hem de görüntü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan olunca “fotoğraf karesi” gibi görünen muhteşem sahnelerin bolluğu da yapımdan eksik olmuyor.

Geyikdolu Puanı: 8.4/10

 

Umarım güzel vakit geçirirsiniz.

Kategori
FİLM
Kerem Uluçay

Sinefil, amatör yönetmen, koleksiyoner. Eski müzisyen ve basketbolcu. Şu sıralar mühendislik öğrenicisi. Çizgi roman ve tiyatro diğer ilgi alanları.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER