Bu filmi sinemada izlemelisiniz: FORD V FERRARI SPOILERSIZ İNCELEME!

Ford v Ferrari'yi spoilersız şekilde inceledik...

Aslında bu incelemeyi neredeyse 1 hafta önce yayınlayacaktık ancak bazı aksaklıklardan dolayı sıfırdan yazmak durumunda kaldık. Neyse, geç olsun ama güç olmasın.

Amerika’daki ismiyle Ford v Ferrari, Avrupa’daki ismiyle Le Mans ’66, bizdeki ismiyle de -maalesef- Asfaltın Kralları; 15 Kasım günü vizyondaki yerini aldı. Şu an vizyondaki rakiplerinden dolayı özellikle ülkemizde çok rağbet göreceğini sanmıyorum ancak başlıkta da belirttiğim gibi bu film sinemada izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Film, 60’lı yıllarda geçiyor. Ferrari, o zamanlarda çok daha mütevazı bir şirket ve yarışlarda son senelerin şampiyonu. Her şeyi elle üretmeleri ve çok titiz olmaları sebebiyle de batmanın eşiğine gelmiş durumdalar. Bu sırada seri araba üreten, kurumsal, zengin bir firma olan Ford da geleceğe yönelik yatırımlar yapmak ve adını duyurmak için yarışlara katılmak istiyor. Bunu da kolay yoldan direkt Ferrari’yi satın alarak yapmayı deniyor. Ancak bu koca firma 60’ların Ferrari’sinden ret yiyip gazetelere düşünce bunu sindiremiyor ve şampiyon olacak arabayı kendisi üretmek için yola çıkıyor.

Ford, eski bir Le Mans şampiyonu olan Carrol Shelby (Matt Damon) ile anlaşıyor. Ardından Carrol Shelby kendi yarış ekibini kurup bu yolda emin adımlar atıyor ve “FORD GT 40” adlı efsane araba ortaya çıkmaya başlıyor. Ancak iş bu canavarı en iyi şekilde geliştirip kullanmaya gelince de Carrol eski dostu ve aynı zamanda da efsane bir yarış pilotu olan Ken Miles’ı (Christian Bale) işe alıyor. Özetle bunun sonunda mükemmel bir iş çıkaran ekip ve FORD GT 40’ı şiir gibi kullanan Ken Miles sayesinde Ford, Ferrari’yle efsane bir şekilde kapışıyor. Aslına bakarsanız olay Ford’un pazarını genişletmek ve ismini duyurmak adına bir pazarlama planı ile başlıyor. Ancak iş planladıkları gibi gitmeyince bir de üzerine rezil olunca o hırsla yarış piyasasına giriyorlar. Yani iş pazarlama planından çıkıp bir rekabete dönüşüyor.

Bizim yorumumuza gelecek olursak, bu rekabeti kesinlikle sinemada izlemelisiniz. Uzun olması sizi yanıltmasın çünkü boğucu bir anlatımı yok filmin. Ayrıca sadece yarış fanlarının anlayabileceği bir jargon da kullanmadıklarından, olayı anlayıp takip etmesi bir o kadar da rahat olacak sizin için, hiç şüpheniz olmasın. Aktörlerin oyunculuklarını tartışmaya bile gerek yok zaten. Christian Bale delisi, bu film için de çok fazla kilo verdi. Filmler için yıllardır kilo alıp veren Bale, Ford v Ferrari ile bunu son kez yaptığını açıkladı.

Özellikle değinmek istediğim nokta ise filmin size motor sesini, gücünü ve o yarış heyecanını iliklerinize kadar hissettirdiği. Görsel olarak da zaten gayet güzel grafiklere sahip. Hele ki araçların fren disklerinin ısıdan artık kor haline geldiği noktaları size mükemmel bir şekilde gösteriyor. Hikayeyi işlemeye değinecek olursak yönetmen James Mangold bu yaşanmış olayı tam anlamıyla tekrardan yaşatmış diyebiliriz.

Filmin bütçesi yaklaşık 100 milyon dolar. Neredeyse ortalamanın üstünde bir süper kahraman filminin bütçesi kadar yani. Detaylar üzerinde çok uğraşıldığı, izlerken sonuna kadar hissediliyordu zaten. Artık sürekli aynı tarzda filmler çıkaran Hollywood’da, Le Mans ’66 gibi filmler çok değerli hale geldi. Böyle filmlere gereken önem gösterilmeli ve artık film yapımcıları da yeni şeyler denemekten çekinmemeli.

Filmde komedi de dram da gayet yerinde kullanılmış. Filmin bazı yerlerinde diyalogların biraz yavaş akması, filmin sonunun da bir tık uzatılması sevmediğim kısımları. Çünkü temposu bazı yerlerinde çok yüksek olan bu filmin ilerleyişinin bazen yavaşlaması seyircinin modunun düşmesine sebep olabiliyor.

Uzun lafın kısası sanki siz de arabadaymış gibi hissetmek için ve maksimum performans alabilmek için bu filmi sinemada izleyin. Hatta eğer imkanınız varsa IMAX’te izlemenizi öneririm. Şimdiden iyi seyirler.

 

Geyikdolu Puanı

8,5/10

Kategori
FİLM
Uğur Salim Demirtaş

Teknoloji, film ve dizi meraklısı. Oyun delisi. Uyku uyuyamaz, uyursa da uyanamaz. Meslek seçimi konusunda dişçilik ile yazılımcılık arasında kalacak kadar kararsız. Takıntılı.
Henüz yorum yok

Yorum Bırak

*

*

Twitter çok güzel, gelsene!

BENZER