Yeni NETFLIX dizisi AŞK 101 nasıl olmuş? ARTILARI ve EKSİLERİ ile birinci sezonu değerlendirdik!

Nasıl dizi, izlenmeli mi?

Netflix’in yeni Türk dizisi Aşk 101, 24 Nisan’da 8 bölümden oluşan birinci sezonu ile yayınlandı. Peki nasıl olmuş? Gelin, değerlendirelim.

Aşk 101 ile ilgili dizinin temel detaylarını aktardığımız bir içeriği aylar önce yapmıştık; eğer dizi hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız önce buraya tıklayarak o içeriği okumanızı tavsiye ederim.

Aşk 101, 1998 yılında geçen bir lise dizisi. Tayinini isteyen öğretmenlerinin İstanbul’dan gitmesini engellemek için onu başka bir öğretmene aşık etmeye çalışan bir grup gencin hikayesini izliyoruz. Tabii bu sırada gençler kendileri de aşkı tanıyor. Ancak böyle masum durduğuna bakmayın, bu öğrenciler okulda “en kötüler” olarak anılan öğrenciler ve okuldan atılmamalarını sağlayan tek öğretmen olduğu için bu öğretmenin gitmesini istemiyorlar. Zaten bir araya gelmelerinin sebebi de bu.

Değerlendirmeye geçmeden önce şunu belirtmek istiyorum: DİZİDE EŞCİNSEL KARAKTER FALAN YOK. Bu yalanı kim, neden ve nasıl ortaya çıkardı bilmiyorum ama yok arkadaşlar öyle bir şey. Bu konuyla ilgili Netflix’e karşı büyük bir linç kampanyası başlatılmıştı biliyorsunuz. RTÜK Başkanı bile konuyla alakalı saçma sapan bir açıklama yaparak “Biz Netflix’i bu konularda uyardık, çocuklarımızın ahlakını bozdurmayız” gibi demeçler vermişti. Bazıları da diyor ki, “Bazı bölümler 45 dakika, bazıları 30 dakika, tepki geldiği için eşcinsellik içeren sahneleri kesmişler”. Öyle de bir şey yok. Hakan: Muhafız’ı açarsanız onda da sürelerin aynı dengesizlikte olduğunu görebilirsiniz.

İlk önce Aşk 101’in bana göre artılarından, sonrasında da eksilerinden bahsedeceğim.

Artılar

Dizi, kesinlikle akıcı ve sürükleyici bir dizi. Ben ilk sezonu 1 gün içerisinde bitirdim. Oyunculukları gerçekten beğendim, çok ufak rolleri olan yan roller dışında hiç rahatsız eden bir oyunculuk yoktu; aksine çok gerçekçiydi yapılan tüm roller. Dizinin müzik seçimleri harikaydı. Uzun zamandır dinlemediğim müzikleri hatırladım ve tekrardan dinlemeye başladım o şarkıları. İstanbul çekimleri ve ekibimizin İstanbul sokaklarında vakit geçirdiği sahneleri gerçekten oldukça beğendim. İçinde bulunduğumuz karantina sürecinde, İstanbul sokaklarında eğlenen insanlar görünce bayağı bir özendim ne yalan söyleyeyim. Senaryo kendi içinde gayet yeterli seviyede tutarlı. Neden “kendi içinde” dediğime ilerleyen satırlarda geleceğim. Şu ana kadar çıkan Hakan: Muhafız ve Atiye dizilerinden sonra bir rahatlama geldi açıkçası. İnanılmaz tutarsız karakterler ve senaryolara sahipti o diziler. Dizi, -çok özgün olmasa da- birtakım sosyal mesajlar da içeriyor. Bunların kimine katıldım, kimini abartılı buldum. Gençlerin yetişkinliğe adım atarken yaşadıkları, ailelerin gençler üzerindeki etkisi ve baskısı iyi işlenmiş bence. Sosyoekonomik açıdan çok farklı bu gençlerin hepsinin farklı bir geçmişi ve farklı problemleri var.

Gerçekten lisede olan kardeşlerimiz umarım bu diziyi izledikten sonra fazla gaza gelmezler. Sonları çok farklı olur çünkü 🙂 Dizi, insana lise günlerini ve o yaşlarda yaşadığı problemleri de hatırlatma anlamında başarılı. Tabii ki dizide bu ülkede lise okuyanların yaşamadığı bir sürü şey var ancak tabii ki size lise yaşantınızı hatırlatacak sekanslar da yok değil.

Eksiler

Senaryo “kendi içinde” tutarlı demiştim. Türkiye gerçeklerine göre de bir o kadar tutarsız! Hatta dünya gerçeklerine göre de. Bu ülkede, özellikle de 90’lı yılların sonunda, okula birazcık sakalla bile gelindiğinde kapıdan içeri sokulmazken, bu arkadaşlarımız öğretmenlerine “sen” diye hitap ediyor, arkadaşının kafasında amfi kırıp hakem dövüyor, okulda alkol alıyor, öğretmenlerin karşısında bacak bacak üstüne veya eli cebinde durmaktan çekinmiyor. Hatta öğretmenini okuldan attırmak için onunla öpüşürken yakalanıyor! Örnekler saymakla bitmez.

Dizi, Türkiye gerçekliğinden çok çok uzaktı. Ancak dediğim gibi kendi içinde tutarlı bir senaryoya sahibiz. Dizi için alternatif bir dünya yaratılmış ve bu dünyadan beklemeyeceğimiz bir şey gerçekleşmiyor. Aşk ve gençlik dizilerinin hepsinde gördüğümüz klişelerin sayısı da az değil. Ancak ben, dizinin ismi ve tanıtım fragmanı yüzünden çok daha fazla klişe bekliyordum; kesinlikle o kadar yok. Bu çocukların bir araya gelme sebeplerini de saçma buldum. Biraz daha yaratıcı bir konu bulabilirlerdi diye düşünüyorum. Farklı gençlerin bir araya gelmesi için böyle bir sebep olması, gençlerin problemlerini daha iyi anlatabilecekken bu konunun bir tık gölgede kalmasına sebep oluyor. Dizinin geçtiği 98 yılına dair de çok çok az şey var. Bir tek akıllı telefon yok sanki o yıllarda şimdiden farklı olarak. Bu konuda yetersiz buldum diziyi, kesinlikle daha fazla nostaljik öge eklenebilirmiş.

Sonuç

Aşk 101, günahları ve sevaplarıyla tavsiye edebileceğim bir dizi. Eğer gençlik film ve dizilerini sevmiyorsanız, yaşınız büyükse ve laubali hareketlere gelemeyen biriyseniz -ki o zaman ismi “Geyik”dolu olan bu sitede ne işiniz var bilmiyorum ama- bu diziyi izlemeyin. Ancak özellikle de şu içinde bulunduğumuz karantina döneminde gençlerin ve içindeki genci kaybetmeyenlerin tüketmesine çok uygun, akıcı ve sürükleyici bir dizi. Ben izlediğim için pişman değilim, ikinci sezonu çıkarsa da izlerim. Artık nihai karar size kalmış.

Siz Aşk 101’i izlediyseniz diziyi nasıl buldunuz? Dizi hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerinizi yorum atarak mutlaka paylaşın bizimle! Benim incelememde katıldığınız ve katılmadığınız noktaları da söylerseniz güzelce muhabbet etme şansımız olur.

Kategori
DİZİİNCELEME
Emirhan Ayyıldız

Spor aşığı. İnternet, dijital medya ve tasarım meraklısı. Hip-Hop bağımlısı. Filmleri, dizileri, teknolojiyi ve gündemi yakından takip eder. Ha, bir de şu an içinde bulunduğunuz sitenin kurucusu.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER