THE MANDALORIAN İLK 3 BÖLÜM İNCELEMESİ: NAZAR DEĞMESİN İYİ GİDİYORUZ (SPOILER)

The Mandalorian'ın ilk 3 bölümünü spoilerlı inceledik...

The Mandalorian, Star Wars sevenlerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Benim gibi eski fanların yanı sıra yeni nesil fanlar da diziyi beğendi ve en sonunda ortak paydada buluşuldu. Tabii ki bu söylediklerimin henüz yayınlanan ilk üç bölüm için olduğunu belirteyim. İşin içinde Disney varsa yoğurdu üfleyerek yemekte fayda var. Bir önceki yazımda ilk bölümü sürprizbozansız (spoilersız) incelemiştim. Bu yazı da ilk üç bölümle ilgili düşüncelerimi sürprizbozan (spoiler) içerecek şekilde sizlere aktaracağım.

Öncelikle söze Pedro Pascal’ın canlandırdığı ve diziye de ismini veren baş karakterimiz The Mandalorian ile başlamak lazım. Ben yazının geri kalanında Greff Karga’nın ona seslendiği şekilde Mando demek istiyorum. Mando karakterini sevdiğimi söylemek isterim. İlk üç bölüm boyunca kusursuz bir kelle avcısı yerine hataları ve acemilikleri olan bir karakter gördük. Arvala-7 gezegenin de karşılaştığı iki yaratıkla olan mücadelesinde esasında hep kaybeden taraf oldu. Üçüncü bölümde kelle avcısı loncasına kafa tutuğu muazzam savaş sahnesinde bile son anda diğer Mandalorian’ların yardıma koşmasıyla kurtuldu. Kusurları olan bir karakter görmek onunla empati kurmamızı her zaman kolaylaştırmıştır.

İmparatorluk çökeli 5 yıl olmuş. İmparatorluğun artığı savaş lortları yer altına çekilmiş. İlk bölümde Mando’ya verdikleri iş, muhtemelen düştükleri yerden yeniden ayağa kalkma çabasının bir parçası. 50 yaşında bir yetişkinin peşinden yollara düşen Mando ise bir bebekle karşılaşınca vicdanı ile kesesi arasında kaldı. Dizi hakkında konuşanları takip ediyorsanız “Western” kelimesiyle karşılaşmışsınızdır. 60 ve 70’li yılların süper kahraman filmleri diyebileceğimiz “Western” filmleri 80’lerle beraber düşüşe geçmiş ve şaşalı dönemlerini geride bırakmışlardı. Bu düşüş dönemine denk gelen Star Wars klasik üçlemesi, özellikle ilk filmi “Uzay-Western” türünde görülmüş ve o zamanın genç nesli tarafından belki de en çok bu özelliği nedeniyle sevilmişti.

İlk bölümün sonunda IG-11 ile Mando’nun sırt sırta verdiği çatışma sahnesi buram buram “Western” kokarken birçok sahnede bu türe selam çakan unsurlarda eksik edilmemişti. Bu çatışmanın ardından 50 yaşındaki ödülün Bebek Yoda çıkması ise Star Wars evreniyle alaka düzeyi zayıf olan birini bile heyecanlandırmış ve şoke etmiştir. İkinci ve üçüncü bölümler boyunca bu bebekler ilgili verilen bilgilerin az olduğunu söylemek gerek.

İmparatorluk artıkları bu bebeği barındırdığı güç için ele geçirecekleri kesin. Elle geçirirken canlı kalmasını istemelerine rağmen üzerinde araştırma yapılırken hayatta kalmasının bir önemi olmadığını üçüncü bölümde gösterdiler. Büyük ihtimal vücudunda var olan midi-kloryanları çıkarmanın bir yolunu buldular. 20 Aralık’ta vizyona girecek The Rise Of Skywalker filmi ile bağlantı kurma ihtimali de var dizinin. Bebek Yoda’dan faydalanarak İmparator geri döndürülmeye çalışılabilir veya Rey’in karanlık geçmişiyle bir bağlantı kurulabilir. Akla ilk gelen teoriler bunlar olsa da genellikle sürpriz yapacağız diye bambaşka bir bağlantı kurulacağı da ihtimal dâhilinde.

Üçüncü bölümde her ne kadar bebeği teslim edip ödülünü alsa da Mando, vicdanıyla olan hesaplaşması neticesinde Kelle Avcısı Loncasını karşısına alarak bebeği kaçırdı. Zamanın da İmparatorluğun sillesini yemiş Mandalorianlar da bu kaçışa yardım ettiler. Artık önümüzdeki birkaç bölümün kovalamacayla geçeceği kesin. Sezon sonunda yukarıda bahsettiğim teorilerin gerçekleşmesi için ise kötü bir son bizi bekleyebilir. Disney’in kötü sonları pek sevmediğini göz önüne aldığımda ise bir önceki cümleyle çelişmiyor değilim.

Eli yüzü düzgün başlayan ve devam eden bir dizi izliyoruz. Dördüncü bölümle birlikte sezon ortasına gireceğiz. Henüz Gina Carano ve Giancarlo Esposito’nun canlandırdıkları karakterleri görmediğimiz gibi Pedro Pascal’ın yüzü töreler yüzünden göremiyoruz. Töreyi ne zaman hiçe sayacak ve gül cemalini göreceğiz belirsiz. 15 Kasım’da piyasaya çıkan Jedi Fallen Order da oyun dünyasından geçer not aldı ve Star Wars’un üstündeki ölü toprağı azda olsa kalktı. The Rise of Skywalker filminin bu olumlu havayı bozacağını düşünsem de şimdilik dizi ve oyunun büyüsü ile “uzun zaman önce uzak bir galakside” dolanmaya devam edeceğim. Güç sizinle olsun.


Not: Youtube kanalımda ilk iki bölümün ve üçüncü bölümün detaylı incelemeleri mevcut, aşağıdaki linklerden bu videolara ulaşabilirsiniz.
THE MANDALORIAN 1. ve 2. BÖLÜM İNCELEMESİ // Disney Turnayı Gözünden Vurdu mu? = https://youtu.be/dlwS3sQ4lqY
THE MANDALORIAN 3. BÖLÜM İNCELEMESİ // Koca Yürekli Mando = https://youtu.be/KI1VqXhnpDc

Kategori
DİZİ
Burak Arkan

Çizgi roman okuyucusu, Star Wars ve Batman delisi. Dizi izlemekten, film izlemeye zaman ayıramaz. Başlayıp bitiremediği bir sürü oyun varken yenilerini denemekten çekinmez. Tam zamanlı işinden ve bir buçuk yaşındaki oğlundan arta kalan zamanlarda bunları yapması ise alametifarikasıdır.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER