Sıkıcı yaz günlerine çözüm: THE TUDORS

Sebepleriyle anlattık...

 

Evet resmi olarak yaz başladı (biliyorum, mağarada yaşıyorum) ve yazın başlaması ile çoğumuzun beklediği dönem de geldi: Tatil dönemi. Yani kimi insanların deniz kıyılarında, güneşin altında denizden hafifçe esen rüzgara karşı kitap okuyarak güzelce deşarj olduğu kiminin de 7/24 deli gibi dizi veya film izlediği dönem. Biz bu yazımızda 7/24 dizi izleyen arkadaşlara yardımcı olmak “bakış açısına  göre kötülük de olabilir ;)” için çalışacağız o zaman hadi asıl konumuza geçelim. Şimdi diyeceksiniz The Tudors’un bu konuyla ne alakası var? Hemen açıklayayım. Dediğim gibi şu sıralar bazı arkadaşlar için inanılmaz bir dizi tüketme sorunsalı var. Bunun sonucunda ise yeni dizi arayışları tufanı. İşte Tudors burada devreye giriyor, insanlık halidir; kendimden bildiğimden söylüyorum uzun bir diziye başlarken çok kararsız kalan insanlar vardır çünkü çoğu kişi bu konuda bana katılmasa da dizilere sadece yapımcıların değil aynı zamanda izleyenlerin emeğidir. Çünkü diziler belli bir bağlılık ister ve hayatından çaldığı vakit tek seferlik bir şey değildir belli bir süreçle artar. O yüzden diziye başlarken hep tereddüt içinde olma durumu yaygındır. İşte bu yüzden izleyecek dizi arayanlara Tudors’u önereceğiz. En azından bu şekilde o dizi hakkında bir fikriniz olabilir ve izleyip izlemeyeceğiniz diziler listenizden bir diziyi silebilirsiniz. O zaman tereddütleri kırmak adına Tudors’un konusuna geçelim. Tudors 15. yy İngiltere’sinde Kral VIII. Henry’nin skandallarla dolu hayatına değiniyor. Skandalları biraz açarsak Kral Henry’nin arzuları uğruna yaptığı davranışların onun monarkisine zarar vermesine rağmen istedikleri peşinde koşan bir Kral’ın yaptıkları diyebiliriz. Spoiler’a çok girmek istemediğimden dizinin konusunu biraz kısa tuttum ama sizleri aydınlatmadan geçemeyeceğim noktalar var. Bunlardan en önemlisi dizinin çok güzel bir dönemi konu alması. Güzel derken heyecanlı demek istiyorum, örnek olarak Fransa ve İngiltere krallarının kuzen olması ve bu kan bağının birbirlerine dost olacaklarına onları en büyük düşmanlar yapması sonucunda da Martin Luther’ın reform hareketini başlatması. Yani anlayacağınız üzere Tudors çok hareketli bir dönemi konu alıyor. Birde bunun üstüne Henry Cavill, Jonathan Rhys Myers ve Natalie Dormer eklenince ortaya çok başarılı bir yapım çıkması aslında o kadar da şaşırtıcı değil.

Kategori
DİZİ
Arda Keskin

Kısaca dizi ve film hastası. Strateji oyunlarının aşığı ve biraz da orta çağ takıntısı olan bir yazar.
Henüz yorum yok

Yorum Bırak

*

*

Twitter çok güzel, gelsene!

BENZER

  • 2020 Emmy Ödülleri’nde kazananlar belli oldu!

    COVID-19 pandemisi nedeniyle hiç olmadığı kadar farklı olan 2020 Emmy Ödülleri‘nde kazananlar belli oldu. Jimmy Kimmel‘ın sunuculuğunu yaptığı ödül töreni, sınırlı seyirci karşısında yapıldı ve kazananlar evlerinden online şekilde...
  • WANDAVISION’dan ilk fragman yayında!

    Disney‘in Netflix‘e rakip olması beklenen platformu Disney+‘ın ilk orijinal işlerinden olan WandaVision‘dan ilk fragman dün gece yayınlandı. Benim cehaletimse kusura bakmayın ama ben dizinin müzikal kıvamında ilerleyeceğini düşünmüyordum. Diziden...
  • BluTV’nin HARİKA dizisi YARIM KALAN AŞKLAR!

    Geçtiğimiz gün bir arkadaşımın tavsiyesi ile BluTV‘nin geçen hafta ilk bölümü yayınlanan Yarım Kalan Aşklar isimli dizisini izledim. Tanıtımına, afişlerine vs. rastlamıştım zaten. Zevkine güvendiğim bir arkadaşımdan da tavsiye...
  • AMAZON PRIME, inanması güç bir ücret ile TÜRKİYE’de!

    Amazon, bir süredir ülkemizde internet sitesiyle Trendyol, Hepsiburada gibi oluşumlara rakip olarak faaliyet veriyordu bildiğiniz gibi. Bugün detayları açıklanan Amazon Prime‘ın da oyuna girmesiyle işler büyüyor. “Amazon Prime, Amazon’dan...