RTÜK’ün internete sansürü resmileşti, NETFLIX cevap verdi, ne gibi sansürler uygulanacağı belli oldu… TÜM süreci özetledik!

2019 yılında böyle bir içerik yapmak zorunda kaldığımız için utanıyoruz...

Uzun zamandır haberdar olduğumuz ancak nedense sanki hiç o gün gelmeyecekmiş gibi davrandığımız bir olay vardı: İNTERNETE RTÜK DENETİMİ. Bunu meclise sundular, mecliste onaylandı ancak nedense sanki sadece öylesine söylenen bir şeymiş gibi geliyordu. Ne bileyim, en azından ben öyle hissediyordum. Bugün, bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanması ile birlikte artık kesinleşti arkadaşlar. İnternete resmi olarak sansür uygulanmaya başlanacak. İçeri girmeyelim diye, kendi yorumumu çok ufak katarak bu haberi size aktaracağım. Şimdi diğer sitelerde bu konuda 50 tane içerik yapıldı ancak biz her zaman sizi düşündüğümüzden ve “tık köpeği” olmadığımızdan bir içerikte her şeyi toparlayalım dedik. Olay, açıklamalar, Netflix’ten gelen cevap vs. her şey burada yer alacak. Başlıyoruz.

İçinize su serperek başlayalım: Bu karar YouTube, Twitch, Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarını kapsamıyor. Bu yazı boyunca okuyabileceğiniz tek güzel haberi verdik. Şimdi gerçeklerle yüzleşelim. “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında” diye bir yönetmelik var. Bu yönetmelikte yapılan değişiklik, bugün Resmi Gazete’den yayımlandı. Bu değişiklik ile birlikte Netflix, PuhuTV, BluTV ve internet üzerinden yayın yapan platformların tamamı RTÜK denetimi altına girmiş oldu. Aynı zamanda yabancı şirketlerin Türkiye’de şirket kurması ve vergi ödemesi zorunlu hale getirildi. Artık internet üzerinden yayın yapanlar, lisans almak zorunda. RTÜK, yurt dışında olan ve internet üzerinden ülkemizde yayın yapan firmaları tespit etmesi durumunda bunu sitesinden duyuracak. Bu firmalar için 72 saat süre tanınacak. Dönüş yapılmaz veya lisans başvurusu yapılmazsa söz konusu firmalar hakkında erişim engeli talebi ve suç duyurusunda bulunulacak.

Bu bahsettiğimiz lisanslar, sadece yabancı firmalar için değil. Artık internetten yayın yapan herkes (sosyal medya siteleri dahil değil) lisans ücreti ödemek zorunda. Ücretler ise şu şekilde:

  • İnternetten radyo yayını: 10 bin TL
  • İnternetten televizyon yayını: 100 bin TL
  • İnternetten alışveriş konulu tematik yayın: 500 bin TL

Bunlar dışında yıllık olarak ödenecek ekstra ücretler olacak. Ancak firmalar 10 yılda bir tekrar lisans başvurusu yapmak durumunda olacak.

Platformlar, yaptığı yayınları bir yıllık süre zarfında paylaşılan dizi ve filmleri kayıt altına alarak RTÜK’e gönderecek. Gerekirse RTÜK bunları kendi sisteminde saklama hakkına da sahip olacak.

Aynı televizyonda olduğu gibi; genel izleyici, 7 yaş üzeri, 13 yaş üzeri, 18+ gibi ibareler internet yayınlarında da bulunacak.

Abonelik ile ilerleyen firmalar, her yılın aralık ayında abone sayısını RTÜK’e bildirmek zorunda olacak.

Eğer yayıncı kuruluş, RTÜK’ün lisans koşullarını ihlal ederse 90 gün süreyle yayın durdurulacak ve kendini düzeltmesi için 30 günlük süre tanınacak. Bu sürede kuruluştan bir hamle gelmezse lisansı komple iptal olacak.

Birtakım durumlarda film veya dizilerde bazı sahnelerin kesilebilmesi, o web sitesinde erişim engeli gibi hakları da olacak RTÜK’ün.

Çocukların fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek içerikler ise ebeveyn kontrolü sağlayacak tedbirler ile yayınlanabilecek.

Tüm bu saçmalıkların amacı ise yönetmeliğin ilk maddesinde şu satırlar ile belirtilmiş: “Bu Yönetmeliğin amacı; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumuna, iletimine, medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine ve söz konusu yayınların denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”

Bir şey dememek için kendimi zor tutuyorum. Benim düşündüğüm şeyler şu an sizin dudaklarınızın arasından çıkıyordur zaten yüksek ihtimalle. Eğer müsaitseniz, o kelimeleri bağırarak söyleyin arkadaşlar. Ya da yok ya, fazla bağırmayın bence. Bakarsınız sizin eve bile sansür gelir.

 

Neyse, devam edelim. Bu karar üzerine RTÜK üyesi Faruk Bildirici’den bir açıklama geldi. Kendisi bu kararı hiç tasvip etmiyor. Aslında nelerle karşılaşacağımız konusunda da bizi bilgilendirdi. Medya özgürlüğünün otoriteler tarafından sınırlandırılmaması gerektiğini savunduğunu söyleyen Bildirici, bu yayınlarda demokrasi, insan hakları, nefret söylemi, ayrımcılık, cinsiyetçilik, şiddeti körükleme, savaş çığırtkanlığı gibi temel insani değerlere müdahale edilmesi gerektiğini düşündüğünü de ekledi.

Faruk Bildirici; bu yönetmeliğin en büyük sakıncalarından birinin, özel sözleşmelerle yapılan yayınlarla kamuya açık yayınların bir değerlendirileceği olduğunu söyledi. Çünkü birinde izleyicinin o yayına maruz kaldığını, diğerinde ise izleyicinin o yayını isterse aldığını ekledi. Son olarak sansürü nasıl göreceğimiz hakkında bilgi verdi ki, işte o kısım bizi bitirdi, yıktı, ezdi geçti adeta:

“Artık internet platformlarındaki yayınlarda da sigara dumanı çiçeklenecek, şarap yerine ‘fermente üzüm suyu’ denilmek zorunda kalınacak.”

Sizin için bir önizleme hazırladık. Artık böyle izleyeceğiz dizileri.

Hala inanamıyorum ya. Peaky Blinders’ı şöyle izleyecek olmamız, şarap yerine “fermente üzüm suyu” deneceği falan şaka gibi geliyor bana. Bu olaylara Netflix’in de bir açıklaması oldu. Onu da aktarıp yazıyı sonlandıracağım arkadaşlar. Film ve diziler hakkında o kadar içerik ürettik, sizi bu kadar üzdüğümüz bir içerik olmamıştı herhalde bugüne kadar. Neyse, bu da Netflix’in konuyla ilgili ilk açıklaması:

“İnternet yayınlarına yönelik getirilen düzenlemeyi yakından takip ediyoruz. Türkiye bizim için çok önemli bir pazar. Bu nedenle Türk yetenekleriyle birlikte film ve dizi sektörüne yatırım yapmaya, üyelerimizin bu içeriklere keyifle ulaşmalarını sağlamaya devam etmek istiyoruz.”

Artık Disney+, Hulu, Prime ve daha birçok streaming servisinin ülkemize gelmesi de çok zor. Ben size söyleyeyim. Netflix zaten bir sistem oturttu, oradan devam eder ancan diğer firmalar böyle sansürlerin olduğu bir pazara açılmak istemez tahminen.

Bu karardan sonra ülkeyi terk etmek istediğini, artık bıktığını falan söyleyenler olmuş. Bu konu tekrar aklıma getirdi ancak en ufak olayda bu ülkeden tüm umudunu kesen ve artık burada yaşamak istemediğini söyleyen insanların, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini kavrayamadığını düşünüyorum. Ulu Önder; cebren ve hile ile aziz vatanın her köşesi bilfiil işgal edilse bile, iktidara sahip olanlar hıyanet içinde olsa bile, millet harap ve bitap düşse bile tek vazifemizin Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmak olduğunu söylüyor. Biz Netflix’e sansür geldi diye bu ülkeden umudumuzu kesmeyelim bence. Buraya kadar okuduysanız teşekkürler, kendinize iyi bakın!

Kategori
DİZİFİLM
Emirhan Ayyıldız

Spor aşığı, internet ve dijital medya meraklısı, popüler kültür sever. Ha, bir de şu an içinde bulunduğunuz sitenin kurucusu.
Yorum yok

Yorum bırak

*

*

BENZER