RICKY GERVAIS’den müthiş “AFTER LIFE”

2. sezonunun da gelmesiyle iyice gündem haline gelen diziyi inceledik...

Dünyada en ünlü, sivri dilli ve acımasız yaratık kim diye sorsak, sanırım en kolay cevabımız Ricky Gervais olur. Kendi mizahı, karanlık içgüdüleri ve sonsuz eleştiri kapasitesiyle Gervais bugün Hollywood’un ve belki de tüm sektörlerin en çok çekindiği İngiliz. Patavatsız bir adam değil. Ne söylediğini çok iyi bilen ve bundan çekinmeyen biri sadece. Kitlelere ulaşma gücünün farkında olduğu için, bunu doğru yönlendirmeye karar vermiş farklı bir karakter. Para kazanmak için rol ya da PR yapmayan, hatta bunun için bir dönem sektör tarafından cezalandırılmış bir isim. Ancak duruşunu hiç bozmamış, cesurca din ve tanrı konularında yaptığı açıklamaları, burjuvazime karşı bitmek bilmez nefreti, egoları yıkıp geçen, gerçeği en karanlık haliyle gören merceğiyle tartışmasız sahnelerin hem acıtan fakat aynı zamanda da güldüren tek ismi.

Bu adamın ödül törenlerinde çıtayı yükselten konuşmaları, stand-up’larındaki müthiş duruşunun yanında gerçek bir yazar olduğunu ispatladığı After Life dizisindeki gösterisi pek öyle fazla kişi tarafından anlaşılmamıştı önceleri. Ancak yine yayınlandığı Netflix platformu üzerinde ilk sıraya oturdu. Bu ay 2. sezonunu izlememiz için bize sınırsız, karanlık bir atmosfer sunan Gervais, 3. sezon anlaşmasını da yaptığını açıkladı bile.

 

Aslında sanırım ilk kez bir dizi, o diziyi yazan, oynayan ve yöneten birinin marka gücü sayesinde bu kadar izlenmeye ulaşıyor. Gervais, dizilerin ve tüm prodüksiyonların kendisinden zayıf olduğunu çoğu kez göstermiş olsa da, yeniden ispatlamaktan geri duramıyor.

Karısını kanserden kaybettikten sonra içine çöken mücadele ve durağanlıkla nasıl savaştığını izlediğimiz bir dizi After Life. Aslında tam bir mücadele sayılmaz. Bir adamın pes ediş hikayesini anlattığını söylemek de mümkün. dizinin “After Life” ismi de buradan geliyor. Karısını kaybettikten sonra hayatının gerçek anlamını yitirmiş olan adamın kendini öldü olarak tanımlamasından. Çok gerçek, doğru ve bir yandan da sert bir hançerle yaraları deşer bir tarafı da var. Durağan ve sıradan ama aynı zamanda çok marjinal ve bağımlılık yaratıcı.

Kara komedi nedir diyenler için basitlikten kaçarak, karanlık bir kederi, komediyle nasıl birleştirmek mümkün olur, oldukça acı veren bir kırbaç gibi başaran After Life için Gervais’in masterpiece’i demek yanlış olmaz. İçindeki dram aslında lekeli bir keder, hüzün, ağlatmayan ama insanın içine oturan cinsten, komedisi, dudakların ucunda hafif tebessüm yaratsa da aslında daha çok acı bir gülümsemeye neden oluyor.

Biz bu dizide, karısının acısıyla mücadele eden bir adamın, sosyal çevrenin etkilerini nasıl savuşturmaya çalıştığını izliyoruz. Günümüzde sıkıntı hale gelen ilişkiler ve gerçekliğin, samimiyetin kayboluşu hakkında muhteşem tespitler de içeren senaryo, geçmişi birbirinden farklı özel derinliğe sahip karakterlerle bizi kendimize ve hayatımıza dönmeye zorluyor. Aslında hayatı gereğinden fazla ciddiye almak üzerine düşünürken, eğlenmenin, bağlılığın, boş vermişliğin kişilerde yaratacağı özgürlük hissini de bize, karakterimizin karısıyla olan ilişkisinin geçmiş görüntüleriyle anlatıyor.

Toparlarsak, Gervais gibi keskin sözlü bir adamın, hiç bıkmadan anlatmaya çalıştığı pedofili, AIDS ve benzeri sosyal sorunlara değinmeden yapamadığı, sosyal çevre ve insan egosunun, yaşamı mutsuzluk noktasına çekişi konusundaki patavatsız ama gerçekçi eleştirileri ile bezeli, kederli, ara ara gülümseten, doğru ve samimi bir iş After Life. Bunun acıtan bir yanı olduğu da ortada. Fakat yine de bu kara komedi, uzun zamandır en çok izlenen dizilerden biri olmayı da başarmış durumda.

Kategori
DİZİİNCELEMEÖNE ÇIKAN
Zümrüt Tanrıöven

Fantasik dünyaları içinde oraya buraya gezip duran bir yazar. Aynı zamanda bir Gamer ve futbol sevdalısı. Fener Adası Maceraları ve Çöl Hırsızları serilerinin yazarı olmaktan da gurur duyuyor.
Henüz yorum yok

Yorum Bırak

*

*

Twitter çok güzel, gelsene!

BENZER